veya

veya ne demek, veya nedir sorularına karşılık, 4 harfli veya sözcüğünün Türkçe sözlük anlamı veya tanımının kısaca açıklandığı bu ne demek ve nedir sayfasında, ayrıca veya ile ilgili toplam 249 sözcük, teknik terim, birleşik kelime, isim, atasözü, deyim ve/veya kelime anlamlarına aşağıdaki bağlantılarla ulaşabilirsiniz.

veya
1

Bağlaç : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut

2

Bağlaç : Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz: Sen, ben veya başka birileri.

Kaynak : Türk Dil Kurumu

(bir durum veya düşüncenin) ışığı altında (bir iş veya durum) tersine dönmek (bir iş veya durum) tersine gitmek (bir işe) kendini vermek (veya vurmak veya çalmak) (bir işin veya bir şeyin) ucundan tutmak (bir şeyden veya birinden) geri kalmamak (bir şeye şu veya bu) nazarıyla bakmak (bir şeye veya bir kimseye) yazık olmak (bir şeye veya kimseye) yazık etmek (bir şeye) merak sarmak (veya duymak veya salmak) (bir şeyi veya bir şeye) nişan koymak (bir şeyi) maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek) (bir yer veya bir olaya) sahne olmak (bir yer veya bir şey) küf kokmak (bir yer veya işte) yabancılık çekmek (bir yeri veya bir şeyi) tozpembe görmek (bir yerin veya bir şeyin) havasını teneffüs etmek (biri veya bir şey) bir yana dünya bir yana (birinden veya bir şeyden) aşağı kalır yeri (veya yanı) yok (birinden veya bir şeyden) aşağı kalmamak (birinden veya bir şeyden) pay biçmek (birine veya bir şeye) çekidüzen vermek (birine veya bir şeye) güveni olmak (birine veya bir şeye) kanat germek (birine veya bir şeye) taş çıkarmak (veya çıkartmak) (birine veya biriyle) ters düşmek (birine) madik atmak (veya etmek veya oynamak) (birine) tavır almak (veya takınmak veya koymak) (birini veya bir şeyi) başıboş bırakmak (birini veya bir şeyi) göklere çıkarmak (birini veya bir şeyi) gölgede bırakmak (birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak (birini veya bir şeyi) gözü kesmemek (birini veya bir şeyi) gözü tutmak (birini veya bir şeyi) hor görmek (birini veya bir şeyi) kayıttan düşmek (birini veya bir şeyi) kendi hâline bırakmak (birini veya bir şeyi) kurşun tutmak (birini veya bir şeyi) kurşun yağmuruna tutmak (birini veya bir şeyi) musallat etmek (birini veya bir şeyi) salık vermek (birini veya bir şeyi) tepe tepe kullanmak (birinin önünde veya yanında) perende atamamak (veya atılmamak) (birinin veya bir işin) ardına (veya arkasına) düşmek (birinin veya bir şeyin) hasretini çekmek (birinin veya bir şeyin) kıymetini bilmek (birinin veya bir şeyin) kokusu sinmek (birinin veya bir şeyin) kurbanı olmak (birinin veya bir şeyin) peşinde olmak (birinin veya bir şeyin) posasını çıkarmak (birinin veya bir şeyin) tiryakisi olmak (birinin veya bir şeyin) üstüne yüklenmek (birinin veya bir şeyin) yüzü suyu hürmetine (birinin veya bir şeyin) yüzünü unutmak (birinin veya birilerinin) ağzına düşmek (birinin veya birilerinin) takdirini kazanmak (elinden gelse veya bıraksalar) bir kaşık suda boğmak (şuna veya buna) kalsa (veya kalırsa) (şundan veya bundan) kalır yeri yok (üstünden veya paçalarından) kibarlık akmak abliyi kaçırmak (veya bırakmak veya koyuvermek) ad veya ad isim adres bırakmak (veya göstermek veya vermek) afi kesmek (veya satmak veya yapmak) ağıt yakmak (veya düzmek veya tutturmak) ağzından (söz veya lakırtı) dirhemle çıkmak ağzından söz (veya laf veya lakırtı) eksik etmemek ağzını burnunu dağıtmak (veya kırmak veya parçalamak) aklını başına almak (veya toplamak veya devşirmek) alaka (veya alakasını) çekmek (veya toplamak veya uyandırmak) ana avrat küfretmek (veya düz veya dümdüz gitmek) anlat ne demek arası (veya araları) açılmak (veya açık olmak veya bozulmak) arı açınık veya ağız açınığı arınık değşilimi veya bükünü asıl tümleç veya nesne astar sürmek (veya vurmak veya çekmek) aşağılık ağız veya aşağılık dil aşı olmak (veya vurulmak veya yapılmak) aynı nedir ayrı tanımı badi badi yürümek (veya gitmek veya koşmak) balta değmemiş (veya girmemiş veya görmemiş) başka anlamı bebek büyütücü dili veya dadı dili belaya çatmak (veya girmek veya uğramak) beti benzi atmak (veya solmak veya uçmak veya kül kesilmek veya kireç kesilmek) bileğinin hakkıyla (veya gücüyle veya kuvvetiyle veya zoruyla) bilmem hangi (veya kaç veya kim veya nasıl veya ne) bir arpa boyu (gitmek veya yol almak) bir çatı altında (olmak veya bulunmak) birileri ne demek birlikte nedir boya vurmak (veya çekmek veya sürmek) boynuz takmak (veya takınmak veya taktırmak) bula bula bunu (onu veya bir şeyi veya birini) bulmak büyük görmek (veya bilmek veya tutmak) canına geçmek (veya işlemek veya kâr etmek) canından bezmek (veya bıkmak veya usanmak) canlı veya etken kelime cevabı dikmek (veya dayamak veya yapıştırmak) curcunaya çevirmek (veya döndürmek veya vermek) çan çan etmek (veya ötmek veya konuşmak) çarpma ton veya çarpma vurgu çatal kazık yere batmaz (veya geçmez veya çakılmaz) çelme atmak (veya takmak veya vurmak) çengi ölüsü çalgı (veya daire veya tef) ile kalkar çığlık atmak (veya koparmak veya basmak) çok koşan çabuk (veya çok veya tez) yorulur değer anlamı dil ortası veya dil sırtı abanığı dilardı veya dil kökü abanığı dilbilim veya dilcilik dilin açık veya dış şekli dilin kapalı veya iç şekli donuna etmek (veya kaçırmak veya doldurmak veya yapmak) dönüşlü veya özedönüşlü fiil dudaksıl veya ağızdışı abanık dur durak (veya dur dinlen veya dur otur) yok duyguca yüklem veya haber dünya gözüne zindan olmak (veya görünmek veya kesilmek) düzen vermek (veya düzene koymak veya düzene sokmak) eksikli veya uysal şekil eksiksiz veya berk şekil eli boş dönmek (veya çevrilmek veya geri gelmek) eli cebine (veya cüzdanına veya kesesine) gitmemek (veya varmamak) eli kolu (eli ayağı) bağlı kalmak (veya durmak veya olmak) eline (veya elinize veya ellerinize) sağlık emekliye ayırmak (veya çıkarmak veya çıkartmak) eşi benzeri (veya manendi veya menendi) olmamak (veya bulunmamak veya yok) eşit veya değişîksiz ton etekleri zil (veya ıslık veya çalpara) çalmak etkenlik veya öznelik hali falakaya çekmek (veya yatırmak veya vurmak veya yıkmak) fenalık geçirmek (veya gelmek veya çökmek) geniş veya kümeli hal getiri tanımı gıcık almak (veya kapmak veya olmak) görev bilmek (veya saymak veya addetmek) gözü (veya gözleri) (bir şeyde veya bir şeyin üzerinde) olmak gözü gibi sakınmak (veya saklamak veya esirgemek) gülmekten kırılmak (veya katılmak veya yarılmak) gün yüzü görmemiş (söz veya küfür) gürültü çıkarmak (veya etmek veya koparmak veya yapmak) hakk´ın rahmetine kavuşmak (veya hakk´a kavuşmak veya hakk´a yürümek) hastalık almak (veya kapmak veya hastalığa tutulmak) hata etmek (veya eylemek veya işlemek) hatır gönül bilmek (veya saymak veya tanımak) hayat memat meselesi (yapmak veya olmak) hevesi kursağında (veya boğazında veya içinde) kalmak hık demiş (anasının veya babasının) burnundan düşmüş içeriye atmak (veya almak veya tıkmak) içi vık vık (veya fık fık veya pır pır) etmek iki çift laf (veya lakırtı veya söz) etmek ileri geri konuşmak (veya söz etmek veya laflar etmek) ilişiksizlik sıfatı veya zarfı kabahati (birine veya bir şeye) yüklemek kafa (veya kafayı veya kafasını) dinlemek kahkaha (veya kahkahayı) basmak (veya koparmak veya salıvermek) kan (veya kanı) başına çıkmak (veya sıçramak veya toplanmak) kapalı veya iç sözdizimi kapana düşmek (veya girmek veya kısılmak veya koymak veya tutulmak veya yakalanmak) kapılar yüzüne (veya üzerine veya üstüne) kapanmak karmaşık veya çifte ton kedi ciğere bakar gibi bakmak (veya süzmek veya seyretmek) kelime anlamı kıçına tekmeyi atmak (veya vurmak veya yapıştırmak) kına (veya kınalar) yakmak (veya koymak veya sürmek veya vurmak veya yakınmak veya yakılmak) kısıltı veya kısıltılı ses kiral molekül veya iyon korkusundan altına etmek (veya kaçırmak veya yapmak) kök açınığı veya köksel açınık kör olası (veya olasıca veya olsun) kul sıkışmayınca (veya daralmayınca veya bunalmayınca) hızır yetişmez kuzguna yavrusu şahin (veya anka veya güzel) görünür laf çakmak (veya çarptırmak veya dokundurmak) madalyonun ters tarafı (veya tersi veya arka yüzü) makaraları koyuvermek (veya zapt edememek veya salıvermek) mantık veya anlık vurgusu mantıkça yüklem veya haber meydan (birine veya bir şeye) kalmamak meydanı (birine veya bir şeye) bırakmak midesi almamak (veya kaldırmamak veya kabul etmemek veya götürmemek) midesi ekşimek (veya kaynamak veya yanmak) ne olur (veya olursun veya olursunuz) nefesi kesilmek (veya daralmak veya tutulmak) neye uğradığını bilememek (veya anlamamak veya şaşırmak) nicelik veya süre vurgusu ortak dil veya ortak diyelek ölü veya edilgen kelime ön damaksıl veya sadece damaksıl abanık ötümlü veya açınığımsı abanık ötümsüz veya üflek abanık öyle veya böyle pahalıya patlamak (veya mal olmak veya oturmak) palavra atmak (veya savurmak veya sıkmak) argo rengi atmak (veya kaçmak veya uçmak) sakal bırakmak (veya koyuvermek veya salıvermek veya uzatmak) salt kip veya salt anlamlı kip sana taşla vurana sen aşla (veya ekmekle veya pamukla) var (veya dokun) sanı ne demek seçim ne demek seçime nedir ses gediği veya sadece gedik sivrili ton veya vurgu soğuk ter dökmek (veya basmak veya boşanmak) sorma! (veya sormayın! veya sorma gitsin!) soy sınıflaması veya tarihsel sınıflama sözdizimi veya dizimleme şeytanın arka bacağı (veya kıç bacağı veya art ayağı) şimdikilik veya şimdiki zaman taban çıkmak (veya girmek veya koymak) tan ağarmak (veya atmak veya sökmek) tanımlık veya tanım edatı tansiyonu çıkmak (veya fırlamak veya yükselmek) tarihsel veya gelenekli yazılış teslim ol veya teslim oluyorum tetikte (veya tetik) olmak (veya beklemek veya bulunmak veya durmak) tıkırında gitmek (veya olmak veya yürümek) tozunu almak (veya atmak veya silkelemek veya silkmek) tutu nedir tuzluya mal olmak (veya oturmak veya patlamak) ulaç veya bağ - fiil uzak veya araçlı yönetik ün almak (veya kazanmak veya salmak veya yapmak) üstüme (veya üstümüze veya üstünüze) sağlık (veya iyilik sağlık veya şifalar) var (veya varın veya varsın veya varsınlar) vay anam! (veya anasını! veya canına!) veyahut tanımı veyaut anlamı yadcıl deyim veya yadcıllık yahut ne demek yakın veya araçsız yönetik yalın veya tek doruklu ton yasa bürünmek (veya boğulmak veya gömülmek) yasa çıkarmak (veya yapmak veya koymak) yenicil deyim veya yenicillik yerin dibine geçmek (veya batmak veya girmek) yıldız akmak (veya kaymak veya uçmak) yok devenin başı (veya pabucu veya nalı) yoksun bırakmak (veya etmek veya kılmak) yüklemlik veya katma -i hali yüreği hop etmek (veya hoplamak veya oynamak) yüreğini hoplatmak (veya oynatmak veya kaldırmak) yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak) zarf cümlesi veya tümcesi zayıf veya belirtmeli isim çekimi zerresi (veya zerre kadar eseri) kalmamak (veya olmamak veya yok) zıkkımın kökünü (veya pekini veya dibini) ye!